📽️ Kısa... Kısa... Kısa...📽️

13:49


İz (Pokot)
Gördüğüm an afişine hasta olduğum bir filmdi "İz". İzlediğim ilk Polonya filmi olma özelliğini de taşıyor. Ücra bir köyde meydana gelen ve çözülemeyen cinayetleri anlatıyor. Tesadüfen ölen kişilerin hepsi bir şekilde hayvanlara kötü davranan, onları incitenler...

Aslında film konu olarak güzel ama biraz fazla yan dallara ayrılmış ve gereksiz uzatılmış. Yoksa gerçekten - özellikle görselliğiyle - keyifli bir seyir olacakmış.

Ruhların Sonbaharı (Our Souls At Night)
79 yılında çevirdikleri "Electric Horseman"den sonra 2 dev oyuncuyu (Robert Redford & Jane Fonda) birlikte izleme fırsatı yakalıyoruz. Adie ve Louis çoluğunu çocuğunu evlendirdikten sonra yalnız yaşayan 2 tatlı ihtiyar.

Adie bir gün yakışıklı Louise'in kapısını çalıyor ve ona güzel bir teklifte bulunuyor. Önce şaşıran Louise, bu çılgın ruhlu kadını tanıdıkça daha fazla etkilenmeye başlıyor. Minnoş bir film ama sadece Redford&Fonda ikilisi için bile izlenir.

Kolonya Cumhuriyeti
Çağlar Çorumlu'yu çok sevdiğim için özellikle izlemek istedim bu filmi. Bence son yılların en başarılı komedi oyuncularından biri. Filmde de bağımsızlığını ilan eden minik ada Kolonya Cumhuriyeti'nin başkanı rolünde. Ülke minik olmasına minik ama Amerika'ya bile kafa tutacak kadar da cesur!
Beklentinizi minimumda tutmanız şiddetle tavsiyedir!



Ruhlar Evi (Ghost House)

Tayland'a giden genç ve güzel çiftimiz laylaylay tatillerini yapıyorken tesadüfen 2 İngiliz gençle tanışırlar. Gençler çiftimize heyecanlı bir gezi teklif ederler: Şehrin dışında yerlilerin "hayalet evi" dedikleri bir yeri mutlaka görmelidirler.

Gaza gelen çiftimizle arabaya atlayıp bu tekinsiz yere giderler. Buraya ulaştıktan kısa bir süre sonra çiftimizin dişisi tuhaflaşmaya başlar. Ve sonrasında dakika dakika tahmin edebileceğiniz bir hikaye... Ihh ıhh hiç beğenmedim.

Shi Mian (The Sleep Curse)
Kore sinemasında daldığım yetmezmiş gibi Çin sinemasına da atmış bulunmaktayım elimi. Gerçekten Uzakdoğu sineması çok acayip. Köklü kültürleri ve gelenekleri sanırım bu denli farklı hikayeler çıkmasına neden oluyor.

Filmimizin de ana konusu insomnia yani uykusuzluk. Ancak bu uykusuzluk öyle sıradan birşey değil, kökleri çok derinlere, yıllar yıllar önceye ulaşıyor. Bu hastalıktan muzdarip bir kadının hastaneye yatmasıyla gerçekler de birbir ortaya çıkmaya başlar. Değişik, başarılı bir psikolojik gerilim.

Aşk Mektupları (Mal de Pierres)

Yavaş yavaş Marion Cotillard'ın tüm filmlerini izliyorum. Bu kadının oyunculuğu su gibi geliyor bana. Bu filmde de beni yanıltmadı. Saplantılı ve sevgisiz bir kadının arayış hikayesinin anlatıldığı "Aşk Mektupları" Milena Agus'un romanından uyarlanmış.

Başta konunun biraz uzatıldığını düşünsem de son yarım saati finali bekleyerek geçti. Film özetlersek: Sevgi neydi? Sevgi emekti :)


Romantik Fransız filmlerini sevenlere...

Pink & Eminem Düetine Hazır Olun! 💃🕺

12:45

Pink'in 8. stüdyo albümü geçen hafta müzik marketlerde yerini aldı. En son 2012'de albüm çıkarmış olan Pink'in hayatında o günden bu yana oldukça fazla sular aktı. Zaten bu da şarkı sözlerine hemen yansımış.

Bu albümünde çılgın kız artık iyice büyümüş ve bize evlilik hayatının zorluklarından, mücadeleden ve geçmişe dönme isteğinden bahsediyor. Oldukça kişisel sözler olduğunu söyleyebiliriz yani.


Albümde toplamda 13 şarkı ve herbiri klasik Pink tarzını yansıtıyor. Bazı keyifli denemeleri de olmuş bu arada. Mesela Eminem'le yaptığı "Revenge" adlı rap parçası gibi.

Şarkını hikayesi de ilginç. Rap bir parça yapmayı kafasına koyunca bir gece Eminem'i aramış. Ve ona "Ben bu albümde rap yapacağım, sen de bana eşlik edeceksin" demiş. Eminem de ne şarkısı, hangi şarkı demeden "Tamam" deyip kapatmış telefonu :) Ama bu işbirliğinde bir pop-rap şarkı çıkmış. İnsanın hemen diline dolanıveriyor.


Albümden çıkan ilk single "What About Us" renkli klibi her zamanki Pink. Bunun dışında albüme adını veren "Beautiful Trama" ve "Where We Go" hemen dikkat çeken parçalar.

Her Pink albümünde olduğu gibi yine leziz slowlar da var: "Wild Hearts Can Be Broken", "But We Lost It" ve "You Get My Love" gayet başarılı. 

Albümün en kişisel parçası da -bana göre- "keşke küçük bir kızken barbie bebeklerimle oynadığım günlere dönebilseydim" dediği "Barbies" olmuş.


Sıkılmadan, keyifle dinlenecek bir Pink albümü Beautiful Trauma"
Siz de kendi favori şarkınızı hemen seçin!




Film Yorum | Lanetli Kan (Stoker)

09:44

"Prison Break" dizisinin başrol oyuncularından Wentworth Miller'ı nasıl bilirsiniz? Ben de sizin gibi iyi bir oyuncu olduğunu düşünürken Bay Miller'ın başka bir yeteneğini daha keşfetme olanağı buldum. 

Meğer yakışıklı kaçağımız aynı zamanda başarılı bir senaryo yazarı imiş. Hem de senaryosu Kore sinemasının en başarılı yünetmenlerinden "Oldboy", "Thirst" ve son olarak "The Handmaiden"dan tanıdığımız Park Chan-wook  tarafından filme çekilecek kadar 😵


Bu isimlerin yanı sıra "Stoker"ın oyuncu kadrosu da bir o kadar dikkat çekici:
Avustralya'nın gururu Nicole Kidman, "Alice In Wonderland" filminden hatırlayabileceğiniz Mia Wasikowska, Dermot Mulroney ve Matthew Goode. Ama asıl büyüleyici olan filmin hene her sahnesinde hissettiğiniz o fotoğraf güzelliği.

Yönetmenimiz Park Chan-wook bu filmde de görüntü yönetimini  (her filminde çalıştığı) Chung-hung Chung'a emanet etmiş.Ve sonucunda böyle görsel güzellikte bir film çıkmış.


Filmin konusuna gelirsek;
3 kişilik çekirdek ailelerinde mutlu mesut yaşayan Stoker ailesi büyük bir trajedi yaşar. Babasını kaybeden evin kızı India bir yandan bu kayıpla baş etmeye çalışırken bir yandan da duygusal açıdan gelgitli annesi Evelyn ile mücadele etmektedir.


Cenaze töreni sonrası evlerinin kapısını hiç beklemedikleri bir misafir çalar. Varlığını dahi unuttukları amca Charles bu zor günlerinde onlara destek olmak için gelmiştir.


Evelyn Charles'in ziyaretinden memnun gözükürken, India gördüğü ilk andan itibaren amcasından hoşlanmaz. Ancak günler geçtikçe ve aile üyeleri birbirlerini tanımaya başladıkça, yıllar öncesinden gelen ve saklı kalmış sırlar ortaya çıkacaktır. 


Gerçekten başından sonuna ilgiyle izlenilecek bir gerilim "Lanetli Kan". Müzik ve atmsoferin yanı sıra 3 başrol oyuncusunun da bundan büyük payları var. Her ne kadar Kidman'ın - o zamanlar muhtemelen yeni yaptırmaya başladığı - botoxlu yüzü insanı biraz rahatsız etse de görmezden gelinebiliyor. Wasikowska ve Goode ise filmin 2 lokomotifi olarak gayet güzel oyunculuklar sergilemişler. 2013 tarihli film 99 dakika uzunlukta ve IMDB puanı 6.8

Yönetmen Park Chan-wook filmin finalinde de ufak bir şaşırtmaca yapıyor izleyenlere. O güzelim şarkıyla kulaklarımızın pasını silerken bir jenerik sürpriziyle kapanışını yapıyor. Gerilim türünü  sevenlerin ama özellikle yönetmenin hayranlarının kaçırmaması gereken bir film "Stoker"

**Konu olarak Hitchcock'un "Shadow of A Doubt" filmine benzetilmiş. Ama filmi izlemediğim için yorumsuz bırakıyorum. En kısa zamanda da izleyeceğim.


Film Yorum | Yaşamaya Değer (Le Herisson / The Hedgehog)

10:50

Bazı film & dizi uyarlamalarını kitaplarından daha çok seviyorum. Bu listeye son olarak "Yaşamaya Değer" filmi de dahil oldu.

Muriel Barbery'nin müthiş romanı "Kirpinin Zerafeti"ni okuduktan sonra filme çekildiğini de öğrendim ve izlemek için bekleyemedim :) İyi ki de izlemişim çünkü hayata dair, sevgiye dair, insanlığa dair söyleyecek öyle güzel sözleri olan bir film ki "Yaşamaya Değer", sinemasever herkesin vakit ayırıp mutlaka izlemesi gerek!

Renee Fransa'da bir apartman görevlisi. Kedisi ile yaşayan ve kitaplarının arasında zamanın nasıl geçtiğini anlamayan bir kadın. 

Okumayı, düşünmeyi çok seviyor ama bunu hiç kimseye belli etmeden yaşayıp gidiyor. Çünkü görünmez olmak istiyor - bir apartman görevlisinin öyle olması gerektiğini düşünüyor, suya sabuna dokunmayan, sadece işini yapan... Bunu da başarıyor çünkü apartman sakinleri için adeta görünmez biri.

Bu apartmanın bir de akıllı mı akıllı, şirin mi şirin bir genç kızı var: Paloma
Elindeki kamerasıyla gezen, müthiş bir zekaya sahip olan Paloma'nın hayata dair, insanlara dair yaşından büyük fikirleri var. 

Ve bir de planı: Yaşamak gibi ölmeye de kişinin karar vermesi gerektiğini düşündüğü için kendi ölüm tarihini belirlemiş. Tam 165 gün sonra, filmini tamamladıktan sonra kendini öldürmeyi planlıyor.

Tatlı Paloma'nın kendisi gibi "farklı" olan Renee'yi keşfetmesi çok zaman almıyor. Giderek Renee'nin evinde daha fazla vakit geçirmeye başlıyor. İkisinin de keyif aldıkları, çay ve çikolatayla tatlandırılmış sohbetleri oluyor.


Ve bir gün apartmana yeni biri taşınır: Bay Kakuro
Son derece kibar ve saygın biri olan Bay Kakuro, apartman sakinlerinin tersine, apartmana adım attığı ilk andan itibaren Renee'yi fark eder.

Ve bu 3 farklı & özel insan, o apartmanda adeta bir sevgi vahası oluştururlar, duruşları, düşünceleri ve sohbetleriyle...

Filmi izlerken kimi zaman gülecek kimi zaman hüzünleneceksiniz. Ve filmin finalinde eminim boğazınıza bir düğüm oturacak. Hayatta ihmal ettiğimiz, önemsemediğimiz şeylerin aslında ne kadar önemli olduğunu bir kere daha hatırlayacaksınız.

Çok söz söylemeye gerek yok. Bu filmi izlemek için mutlaka vakit ayırın. İzlediğinize asla pişman olmayacaksınız.



Herkese iyi seyirler!




Horror-a-thon Film Maratonu | The Silenced

12:53

Horror-a-thon maratonumuza ilk filmle başlıyoruz. Ve ilk film Kore sinemasından geliyor. Yönetmenimiz Hae-yeong Lee film boyunca hiç düşmeyen güzel bir gerilim atmosferi yakalamış. IMDB puanı ise 5.8 - bence daha yüksek bir puanı hak ediyor diyerek konumuza giriş yapalım.


Hikayemiz yeşiller içindeki bir yatılı okulda başlıyor. Buraya yeni gelen bir öğrenci ile tanışıyoruz hemen "Shizuko"

Yeni başlangıçlar herkes için zordur ama Shizuko için daha da zor bir hal alıyor. Ortama uyum sağlamakta zorluk çekiyor ve en önemlisi diğer kızların kendisine temkinli yaklaştıklarını fark ediyor. Hatta bu kimi zaman zorbalığa dahi dönüşüyor. Ama Shizuko için tüm bu olan bitenler kocaman bir soru işareti.


Tüm bunların etkisiyle daha da kabuğuna çekilmişken, kızların arasında nispeten daha iyi olanlarından biri Yeon-duk ile arkadaş olmaya başlıyor.

Yeon-duk, bir süredir kızların sebepsiz biçimde okuldan ayrıldıklarından bahsediyor. Öyle ki giden arkadaşları ne ayrılacakları haberini veriyor ne de veda ediyorlar kendileriyle. 


Böylesine esrarengiz bir ortamda hayatta kalmaya çalışırlarken Shizuko, kendinde meydana gelen değişiklikleri fark etmeye başlıyor. 

Ve Yeon-duk ile birlikte bu yaşananların sebeplerini araştırmaya başlıyorlar. Ve giderek okuldaki hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını fark ediyorlar.


Girişte de yazdığım gibi merak duygusunun hiç azalmadığı bir film "The Silenced". Gizemli bir atmosferde başlayan ve sona doğru biraz daha duygusallaşan film özellikle Uzak doğu filmseverlerin ilgisini çekebilir diye düşünüyorum.

Başrollerde Won-he Go, So-dam Park, Ryun Jo, Ye-ji Kong, Ji-won Uhm  ve Seong-yeon Park'ın oynadığı "The Silenced"ın özellikle Uzak doğu Film Festivallerinden "En İyi Yeni Kadın Oyuncu" (So-dam Park) ve "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" (Ji-won Uhm) ödülleriyle döndüğünü de hatırlatalım.


Herkese iyi seyirler!

Haydi Etkinlikler Başlasın!! 🎥🎃

13:20

Veee veee hazır olun! 

Ekim ayında bloglar hareketlenmeye başlıyor 
çünkü 2 güzel film maratonu başlıyor.
Film izlemeyi seviyorsanız sizi de bekleriz bol bol film izlemeye...

🎃 🎃 🎃

Horror-a-thon: Korkunç Bir Maraton 


İlk maratonumuz sevgili Esseve Rin'in yaptığı "korku maratonu"
Yapmanız gereken korku-gerili türüne ait film/dizi ya da kitap seçmek.
Dilerseniz tüm kategorilere katılın dilerseniz
benim gibi sadece film kategorisine...
Maksat paylaşımda bulunmak ve yeni öneriler keşfetmek değil mi?

Maraton için ayrıntılı bilgi Horror-a-thon: Korkunç Bir Maraton



🎥 🎥 🎥

IMDB Top 250 Maratonu

İkinci maratonumuz ise sevgili Şule Uzundere ve Gül Özdemir'in 
yaptıkları uzuuun mu uzuun bir maraton.
Özellikle sinema meraklıların çok ilgisini çekeceğini düşünüyorum 
çünkü listede sinema tarihinin en güzel filmleri yer alıyor. Ben de bu sayede izlemediğim filmleri keşfetmiş oldum. :)

İzleme listesini şuradan öğrenebilirsiniz.




Hepinizi bekleriz!!!

2017'nin İzlenmesi Gereken Dizilerini Yazdım ! 🎬

11:29

Evet, Ben Bir Defter Manyağıyım! 💀

11:29
Tablet, telefon, bilgisayar anlamam! Teknoloji ne kadar gelişmiş, hayatımızı kolaylaştırmış olsa da bazı şeylerin yeri bambaşka. Mesela kalem ve kağıt gibi... 

Yanında her daim not defteri ve kalemini taşıyan biriyim. Herşeyi not alırım, söz uçar yazı kalır diye boşuna söylememişler değil mi?
Saatlerce o güzel, rengarenk defterlerin, kalemlerin, not kağıtlarının arasında dolaşabilirim. Benim gibi kırtasiye hastaları bu duyguyu çok iyi anlayacaklardır :p

Özellikle çantaya sığabilecek mini defterleri gördüğüm zaman kesinlikle dayanamıyorum.
Bu sevgimi bilen arkadaşlarım da bana arada böyle güzel sürprizler yaparlar.  

Mesela 2017 kedi ajandası yakın bir arkadaşımın hediyesi... Son aylarımızdayız zaten :(
Kapağının minnoşluğunu bir kenara bırakın; her sayfası gördüğünüz gibi anlamlı sözler & şiirlerle dolu! 

Bence her eşyamız da işte böyle keyifli, neşeli olmalı. Kendimize minik mutluluklar yaratmak aslında bu kadar kolay!



Peki ya siz?
Telefonum her işi görür diyen bir teknoloji aşığı mısınız 
yoksa 
benim gibi bir defter-kalem aşığı mı?

Gwen Stefani Yeni Albümüyle Yılbaşına Hazır! | You Make It Feel Like Christmas

15:58
Bu sene yılbaşı anlaşılan Gwen Stefani için erken geldi! Genelde kasım ayı ortası çıkartılan yılbaşı albümleri için biraz erken davranmış ve ekim ayında  buluşturmuş "You Make It Feel Like Christmas" albümünü...

Albümde klasik yılbaşı şarkıları var  mesela "Jingle Bells", "Let It Snow", Marilyn Monroe ile özdeşleşmiş "Santa Baby" ya da "Silent Night" gibi... Bu şarkılara biraz daha güncel pop ezgileri katmsyı tercih etmiş Stefani.
Diğer şarkılar ise bu albüm için yeni hazırlanmış ve tamamına yakını adeta bir aşk ilanı kıvamında. Hemen hepsi Gwen Stefani'nin sarılmalara doyamadığı erkek arkadaşı country şarkıcısı Blake Shelton'a ithaf edilmiş.

"My Gift Is You" klasik pop ritimli bir şarkıyken "Christmas Eve" keyifli bir ballad. Shelton'ın mavi gözlerine yazılması muhtemel "Never Kissed Anyone With Blue Eyes Before You" ve albümün biraz daha kişisel sözlere sahip  "When I Was A Little Girl" yeni parçalardan. Albüme adını veren "You Make It Feel Like Christmas" parçasında da Shelton'la düet yapmışlar.

Ayrıca Stefani, Wham grubunun en ünlü şarkılarından biri olan "Last Christmas"ı da oldukça farklı bir düzenlemeyle albüme eklemiş. İyi de etmiş :)

Benim albümde en sevdiklerim "White Christmas", "Last Christmas" ve son şarkı olan "Christmas Eve" oldu.
Bakalım siz nasıl bulacaksınız bu erken albümü?


Bir Stephen King Uyarlaması Daha | Oyun (Gerald's Game)

16:14

Stephen King iyi meyve verdi bu sezon. Birbiri ardına King uyarlamalarını izleme fırsatı yakalıyoruz. 

Kısa bir süre önce okumuş olduğum "Oyun" zaten insana okurken bile bir film fikri veriyordu. Ama tek bir mekanda geçmesi ve aksiyondan çok düşüncelere dayalı bir yapısı olması nedeniyle soru işareti yaratıyordu. Yönetmen Mike Flanagan (Oculus, Ouijia) bu riski göze almış. 


Film mekan konusunda kısıtlı olduğu gibi oyuncu konusunda da gayet cimri. Film boyunca gördüğümüz kişi sayısı 3'ü geçmiyor. 

Ana kahramanlarımız evliliklerinde durağan bir dönem yaşayan Jessie ve Gerald Burlingame. 


Bu sıkıntılı dönemi aşmak ve biraz renklendirmek için gözlerden uzak bir ev kiralıyorlar. Yanlarında da eğlencelerine eğlence katacak bilumum materyali de getiriyorlar, mesela 1 çift kelepçe gibi... 🔗


Ancak çiftimizin eğlenceli başlayan geceleri beklenmedik bir olayla kesilmek zorunda kalıyor. Ve o dakikadan sonra, bu zor durumdan kurtulmak için çabalayan Jessie'yi izliyoruz.


Zaman ilerledikçe ve gece çöktükçe Jessie'nin gerçekliği ve hayalleri birbirine karışmaya başlıyor. Yardım isteyebileceği de kimse olmadığı için o durumdan kurtulmasının tek yolu yine kendisinde...


Geçmişten gelen korkuları, yaşadıkları ve seçimlerini de gözden geçirmek fırsatı bulan Jessie için kapana kısıldığı bu odada çıkış noktası nasıl olacak?? 



Stephen King'in çekimler süresince sette olduğu film, ünlü yazardan tam not almış. Hatta Twitter'ında da paylaşmış "harika bir film sizi bekliyor" diye... Çaresizlik duygusu film boyunca çok güzel kullanılmış. Filmin ilerleyen dakikalarında korku öğesi bir tık artıyor ve o sahneler de ben de ürperdiğimi itiraf edeyim. (Bakınız:Ay Adam) Ama bunlar filmin kimi zaman durağanlığa düşmesini ve kendini tekrar etmesini engelleyememiş.

Başrolünde Carla Gugino, Bruce Greenwood ve Henry Thomas'ın oynadığı "Oyun" eleştirmenler tarafından da beğenilmiş, IMDB puanının da 6.9 olduğunu belirtelim. 

Zor bir hikaye, zor bir uyarlama... Tavsiyem, filmi izleyecekseniz kitabı sonra okuyun. Büyüsünü bozmamış olursunuz.



Herkese iyi seyirler!

Bir Mini-Dizi Tavsiyesi | Liar

19:27

Yine bir dizi keşfi yazısı ile karşınızdayım. Hemen düzelteyim aslında "mini dizi"
Toplamda 1 sezon 6 bölüm olarak yayınlanacak "Liar" her bölümü kafa karıştıran sorularla dolu bir suç dizisi.

Ben 3. bölümünü bitirmiş bulunmaktayım ve finali gerçekten merak ediyorum, bakalım nasıl sonlanacak? 

Andrew Earlham İngiltere'nin kıyı bölgelerinden birinde oğlu ile birlikte yaşayan başarılı bir cerrah.

Kendisi gayet yakışıklı olmasına rağmen oğlu biraz "antisosyal" olduğunu söylüyor cerrahımıza. O da düşünüp taşınıp özel hayatına biraz renk katmak istiyor ve tam bu sırada oğlunun okulunda çalışan güzel öğretmen Laura ile tanışıyorlar.

İkili arasında anında çakan şimşek, güzel bir flörtün işaretleri oluyor. Ve hemen aynı gün birbirlerine telefonlarını veriyorlar.

Sonrasında yaptıklarını plan önce keyifli bir yemek ve Laura'nın evinde noktalanıyor. Çünkü Andrew'ün telefonu kapandığı için taksi çağıramıyor ve Laura da incelik yapıp evinden aramayı teklif ediyor. Ve sonrasında soru işaretleri ile dolu bir hikaye bizi bekliyor.

Herkes kendi açısından olaya bakıp, karşıdakini suçladığından biz izleyiciler de kendi kişisel tahminlerimizi yapmaya başlıyoruz.

Senaryonun ince örgüsü de bunda etkili tabii. Ben de bir bölümde "kesin adam suçlu, çok belli" derken, bir sonraki bölümde "kadın yalan mı söylüyor acaba?" gibi uç düşünceler arasında kalıyorum :p 

Hikaye size birini işaret etmiyor, siz de ikilinin kendi bakış açılarını izliyor ve polislerin araştırmaları ile ortaya çıkanlarla tahmin yürütmeye devam ediyorsunuz. 

Samuel Donovan ve James Strong tarafından yönetilen dizinin baş rollerinde ise Joanne Froggatt, Ioan Gruffud, Zoe Tapper, Warren Brown, Shelly Conn ve Richie Campell yer alıyor. 

IMDB puanı 7.1 gibi gayet iyi olan "Liar" mini dizi olarak kalır mı yoksa yeni sezon için anlaşma yapılır mı bilmem ama suç-polisiye dizisi arayanlar için keyifli bir hafta sonu seyri olabilir.


Herkese iyi seyirler!

Netflix Sunar: Bir Lady Gaga Belgeseli Five Foot Two

15:35

Lady Gaga'nın hayatının hiç bilmediğimiz bir kesitini bize gösteren "Five Foot Two" Netflix sayesinde öncelikle gaga-severlerin sonrasında da biz müzikseverlerin beğenisine sunuldu. "Five Foot Two" (yani 157 cm) filmde çalan bir şarkının adı olsa da, Gaga'nın boyuna da atıfta bulunulmuş. 

Peki ne izliyoruz bu belgesel boyunca? Öncelikle geçen sen çıkan "Joanne" albümünün yapım aşamalarını, stüdyo zamanlarını bunun yanında Gaga'nın ailevi ilişkileri, ilham kaynakları ve hiç bilmediğimiz kişisel mücadelelerini... Özellikle sanatçıyı daha yakından tanımak isteyenler için keyifli geçecek bir 100 dakika diyebilirim.

"Joanne" Gaga için oldukça kişisel bir albüm. Her şarkının otobiyografik etkiler taşıdığını söylüyor şarkıcı. Zaten albüm de adını, çok genç yaşta ölen halası "Joanne"den alıyor.

Belgeselin ilk bölümlerinde yeşillikler içinde albüm stüdyosunda bol bol kayıt yaparken izliyoruz Gaga'yı. (Bu kadar güzel piyano çaldığını bilmiyordum) Ve sonrasında "Joanne" şarkısını babasına ve büyükannesine dinlettiği dakikalar son derece duygusal. Bu şarkı muhtemeler sizin için de ayrı bir anlam kazanacak bu sahnelerden sonra.

Belgesel boyunca sürekli izlediğimiz bir şey de Gaga'nın bitmek tükenmek bilmeyen ağrıları. Yıllardır fibromiyalji hastası olan şarkıcı bunun için yanında sürekli masörlerini taşıyormuş. Hatta bir sahnede "benim imkanım var, masaj terapileriyle rahatlıyorum. Bu imkanları olmayanlar nasIl dayanıyorlar bu acıya " falan diyor. 

Gerçekten zor bir durum olsa gerek.
Madonna'ya ufak dokundurmalar, American Horror Story çekimlerinden bölümler ve gittiği her yerde peşinden koşan hayran ve paparazzileri de izlediğimiz belgeselin bence en etkileyici kısmı Lady Gaga'nın sahne alacağı dünyaca ünlü "Süper Bowl" provaları... Belgeselde bu performansı izleyemiyoruz ama Youtube vs.'den rahatlıkla bulup izleyebilirsiniz.

Pek takip ettiğim ve dinlediğim bir isim olmasa da Lady Gaga'nın hayatına kısa bir süre için de konuk olmak keyifliydi. 100 dakika sonunda aklımda kalansa hala kendini kanıtlamaya çalışan ve kalabalıklar içinde olsa dahi sürekli "çok yalnız" hissettiğini tekrarlayan minicik bir kadın oldu.

Gaga hayranları kaçırmasın!




Mini Notlar - 2

11:33

🍁  Athena Gökhan'ın Lifecell reklamını izlediğinde aklına "Charlie'nin Çikolata Fabrikası"ndaki o çoğalan minik adam gelen tek ben miyim acaba? Bu arada reklamın müziği de pek hoş!

🍁 Küçük kıyamete hazırlanın. Kim, Khloe Kardashian ve Kylie Jenner kardeşler aynı anda hamileymiş. Artık bu saatten sonra her yer onlarla dolacak. Ne demiş atalarımız "Kaçabilirsin ama saklanamazsın!" 😱


🍁 Erkekler beğenmiyormuş da, kadınlara hiç yakışmıyormuş da geçiniz efendim bunları! Uggları giymenin tam zamanı ve ben de bol bol giyiyorum. Rahat, kullanışlı ve tam havası...

🍁 Havalar serinledikçe yavaştan bitki çaylarını da çıkarmaya başladım. Düzenli içmeye çalıştığım - tadını hiç sevmesem de- bir yeşil çay var bir de tarçınlı elmalı kış çaylarını seviyorum. Yazın sıcak hiçbir şeyi sevmiyorum ama şimdi elimde çayım, kahvem bir kenara kıvrılmak güzel geliyor :)

🍁 Anadolu yakasının yeni kültür merkezi DasDas'ı övgülerini duyuyorum sık sık çevremden, özellikle 360 derecelik sahnesinin. Şu Harun Tekin & Koray Candemir sahnesine gitmezsem ölürüm. Çok güzel etkinlikler var, göz atmanızı tavsiye ederim.



Blogger tarafından desteklenmektedir.